[Doğa Derneği]: Kanal İstanbul Projesi ÇED Raporu Değerlendirmesi

Kanal İstanbul Projesi için onaylanan ÇED (Çevre Etki Değerlendirme) raporu, Doğa Derneği’nin biyolojik çeşitlilik, Önemli Doğa Alanı ve hukuk uzmanları tarafından değerlendirilmiş ve aşağıda anlatılan gerekçelerle ÇED olumlu kararının iptali için dava açılmıştır.

Kanal İstanbul Projesi’nin kapsamına bakıldığında, ulusal ve uluslararası öneme sahip alanları, habitatları ve tür gruplarını yok edeceği görülmektedir ve eksik verilerle hazırlanan ÇED raporu bile bunu inkar edememektedir. Proje bölgesi, İstanbul’daki pek çok üniversite ve uzman kuruluş tarafından bilinmektedir ve bu bölgede pek çok araştırma yapılmıştır. Bu nedenle, proje alanında yaşanacak tahribat ve yok oluş yeni araştırmalar yapılmadan dahi bilinmektedir. Doğa Derneği uzmanlarının değerlendirmesine göre bu proje, yok edeceği yaşam alanları ve türler nedeniyle hem ulusal doğa koruma mevzuatına (4 kanun ve yönetmeliğe) hem de uluslararası sözleşmelere (3 uluslararası sözleşme) aykırıdır.

Kanal İstanbul Projesi, Dünya Doğa ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği (IUCN) tarafından koordine edilmekte olan, bilim insanları ve doğa korumacılar tarafından belirlenmiş objektif kriterlere dayanılarak sınırları çizilmiş olan iki Önemli Doğa Alanı’nı (Küçük Çekmece Havzası ve Terkos Havzası) yeryüzünden tamamen silecek, iki Önemli Doğa Alanı’nın (Batı İstanbul Meraları ve Ağaçlı Kumulları) ise ekolojik bütünlüğünü ortadan kaldırarak bu alanlara geri dönüşü olmayan zararlar verecektir.

Bu Önemli Doğa Alanları’ndan 11715 hektar büyüklüğünde olan Küçükçekmece Havzası, barındırdığı karabatak ve küçük karabatak nüfusu ile su kuşları için önemli bir kışlama alanı olmasıyla küresel ölçekte öneme sahip bir Önemli Kuş Alanı’dır. Terkos Havzası ise, üreyen pasbaş patka Aythya nyroca ile yine küresel öneme sahip bir Önemli Kuş Alanı’dır. Her iki alan da dünya üzerinde yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan 255 Tehlike Altındaki Önemli Kuş Alanı listesinde yer almaktadır. Ayrıca proje ile, olağanüstü zenginlikte olan doğal bitki alanları arasında yer alan Terkos-Kasatura Kıyıları, Ağaçlı Kumulları ile Batı İstanbul Meraları Önemli Bitki Alanları da yok edilecektir.

Proje ile nesli küresel ölçekte yok olmak üzere olan 12 bitki türü, 13 endemik bitki türü ve 16 endemik olmadığı halde nadir bitki türü, 1 sürüngen türü, 5 kuş türü, 2 yarasa türü, 2 karasal memeli türü ve bu türlerin doğal yaşam alanları yok edilecektir. Bu durum Türkiye’nin 1996 senesinden beri taraf olduğu Biyolojik Çeşitliliğin Korunması Sözleşmesi’ne aykırıdır.

Proje ile Türkiye’nin 1984 senesinden beri taraf olduğu Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Doğal Yaşama Ortamlarının Korunması (Bern) Sözleşmesi’nin ilgili maddeleri ile mutlak korunacak tür olarak belirlemiş olduğu 6 bitki, 63 hayvan türü ve bu türlere ait doğal yaşam ortamları yok edilecektir. Bu sebeple proje Bern Sözleşmesi’ne aykırıdır.

Proje, proje alanında yer alan uluslararası öneme sahip sulak alanları yok edeceği için 5347 sayılı Çevre Kanunu’nun 9. maddesini (“Sulak alanların doğal yapılarının ve ekolojik dengelerinin korunması esastır”) ve Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği’nin 6. maddesini (“Sulak alanların kirletilmemesi, doğal yapılarının ve ekolojik karakterlerinin korunması zorunludur”) ihlal etmektedir. Aynı nedenle, Türkiye’nin taraf olduğu Ramsar Sözleşmesi’ne (Uluslararası Öneme Sahip Sulak Alanlar Hakkında Sözleşme) aykırıdır.

Proje, yaban hayvanlarını ve bu hayvanlara ait üreme, tüy değiştirme ve göç dönemlerinde kullandıkları alanları yok edeceği için 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu’na ve Av ve Yaban Hayvanlarının ve Yaşam Alanlarının Korunması, Zararlılarıyla Mücadele Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik’e aykırıdır.

Projenin nesli küresel ölçekte olan, dar yayılışlı veya Türkiye’nin taraf olduğu Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi ve Bern (Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Doğal Yaşama Ortamlarının Korunması) Sözleşmesi hükümleri gereği korumakla yükümlü olduğu bitki türleri üzerindeki etkisine projenin ÇED raporunda yer verilmemiştir. Bu sebeple söz konusu rapor ÇED mevzuatına aykırıdır.

….
ÇED raporunda Küçükçekmece Gölü’nün kuşlar bakımından önemi ortaya açıkça konulmuştur. Küçükçekmece Gölü deniz ile bağlantısı olan bir kıyı gölü yani bir lagün ekosistemidir. Lagünler deniz suyu ile tatlı suyun belirli oranlarda karıştıkları ve suyun tuzluluğunun alan içerisinde değişiklik gösterdiği kendine münhasır sulak alanlardır. Projenin inşaat sürecinin başlaması ile deniz suyu lagüne giriş yaparak alanın kendine has yapısını bozarak deniz ile eşdeğer seviyede bir tuzluluğa sebep olacaktır. Bu sebeple yukarıda belirtildiği gibi Küçükçekmece Gölü’nün bir kısmının mevcut hali ile korunması mümkün değildir. Aynı şekilde Altınşehir’deki sazlık alana benzer bir habitatın muhafaza edilen göl alanı içerisinde oluşturulmasıda mümkün olmayacaktır. Çünkü Altınşehir’deki sazlıklar tatlı su ile beslenmektedir ve kanalın açılmaya başlaması ile alana giriş yapacak deniz suyu ile bu denge tamamen bozulacak ve sazlıklar yok olacaktır. Bu ifade göstermektedir ki ÇED raporu kendi içerisinde çelişkiler içermektedir, değerlendirme verileri yetersizdir ve raporun önerdiği çözümler bilimsellikten uzaktır.


Yukarıdaki ifadede adı geçen türler Bern Sözleşmesi’nin Kara Avcılığı Kanunu’nun ve Av ve Yaban Hayvanlarının ve Yaşam Alanlarının Korunması, Zararlılarıyla Mücadele Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik’in ilgili maddeleri gereği koruma altındadır. Bu sebeple proje ulusal ve uluslararası mevzuata aykırıdır. Raporda kuşlar için önemli bir alan olarak belirlenen Altınşehir’deki sazlık alanın projeden nasıl etkileneceği tartışılmamıştır. Bu sebeple rapor, projenin etkilerini değerlendirme konusunda bilimsel yeterliliğe sahip değildir.

Raporun tamamı: Doğa Derneği