Kanal İstanbul Yenişehir projesi: Nasıl bir yeni şehir? Kim/ler için bu Yenişehir?

(Cihan Uzunçarşılı Baysal; 11.04.2021; BİRGün)

104 emekli amiralin yayınladığı Montrö açıklamasıyla yeniden alevlenen Kanal İstanbul tartışmalarında imza sahibi amiraller darbeci olarak yaftalanırken Kanal karşıtlarının kriminalleştirilmeleri bu kez “yasamayı, yürütmeyi, yargıyı hedef alan sözde aydınlar1”, “millet iradesine kast eden vesayetçi odaklar2”, “en büyük Atatürk ve Cumhuriyet düşmanları3” düzeyine yükseltildi. Böylece, Kanal neredeyse devletin bekasıyla eşdeğer konuma çekildi! Devlet hazinesinin boşaltıldığı, gerçek işsizlik oranının %30’lara ulaştığı, nüfusunun büyük bölümünün yoksulluk ve açlık sınırında yaşamlara mahkûm edildiği ülkede, pandemiyle katlanan ve yaygınlaşan mağduriyetler karşısında hızla mevzi kaybeden AKP, iktidarının bekası için Kanal’a şimdi eskisinden daha fazla ihtiyaç duymakta. Kanal, geleceğini spekülatif kentleşmeye, inşaat, emlak rantına bağlamış üretemeyen ekonominin ve dolayısıyla iktidarın can simididir. Tam da bu nedenle, “isteseniz de istemeseniz de4” İstanbul’un son bakir arazilerinin Kanal vasıtasıyla küresel inşaat emlak ve finans sermayesinin yağmasına açılması devletin ve İstanbul’un bekası için değil ama otoriter neoliberalizmin bekası için elzemdir.

Ve tam da bu nedenle, Kanal, “bir millet ve devlet projesi5” olarak öne sürülmekte; böylece, karşıtlarının devlet ve millet düşmanlığı yaptıkları suçlulaştırılmasıyla susturulmaları amaçlanmaktadır. Milletin pazarlardan artık topladığı, ikinci el ayakkabı giydiği, bebesine bez bile alamadığı, kirasını / TOKİ taksitini ödeyemediğinden zorla tahliye tehdidiyle yaşadığı, esnafından emekçisine çiftçisinden öğrencisine borç altında ezildiği yoksullar, yoksunlar, intiharlar ülkesinde ve geçilmeyen köprülere, otoyollara, kullanılmayan havalimanlarına, hastanelere har vurup harman savur devletinde, milletin de devletin de geleceğine ipotek koyacak Kanal ne millet ne devlet ama sadece “parti devletinin” projesidir. 8500 yıllık kadim kentin bereketli toprakları, küresel emlak, inşaat, finans sermayesinin birikim aracına dönüştürülürken yandaş sermaye; inşaatından hafriyatına, makine parkurundan köprülerine, altyapı projelerine… Yağma Hasan’ın böreği Kanal’dan nemalanarak obezleşecek, kentsel dönüşüm ve mega projeler eliyle yürütülen ahbap çavuş kapitalizmi Kanal vasıtasıyla tahkim edilecektir.

SPEKÜLATİF KENTLEŞME: BEREKETLİ TOPRAKLARIN FİNANSALLAŞTIRILMASI

Öte yandan, Kanal gerçekleştirilemese dahi bölge imara açıldığından mega talanla karşı karşıyadır. Kanal ve komşusu Üçüncü Havalimanı, ilk açıklandıkları tarihlerden itibaren bölgede spekülasyonu tırmandırmış, çılgın projeler gayrimenkul fiyatlarını çıldırtmıştır. Seneler içinde değerleri %3000’lere katlanan araziler vardır. Alıcılar, imar durumuna bakmadan tapuyu yeterli sayıp fiyatlar yükselir yükselmez sattıklarından defalarca el değiştiren arazilere, topraklarının ¾’ü satılan köylere rastlamaktayız. Bölge, Tahtakale’ye dönmüş, 40 milyon metrekare arazi el değiştirmiştir6. Katar Emiri’nin annesinden, Suudi iş adamlarına, yandaş müteahhitlerden siyasilerden kimlerin bölgeden ucuza arazi kapattığını artık isim isim biliyoruz.

Lüks inşaat emlak projelerinin bölgeye girmesi, acele kamulaştırmalar, geçim kaynaklarının yok edilmesi gibi nedenlerden yerli halkın yerlerinden edileceğini, ata-dede topraklarından kopartılacaklarını söyleyebiliriz. Nitekim Kanal Sosyal Etki Değerlendirme Raporu, demografik yapının değişeceğini bildirmekte7 Yenişehir imar planları da kurulacak şehre “nitelikli” nüfusların geleceğini belirtmektedir8.

Hikâye buraya kadar az çok net iken Yenişehir’e geldiğimizde okumak zorlaşmaktadır. Kimi yüzlerce, kimi on yıllarca yıl yerleşik nüfusları köklerinden sökerek, dümdüz ettiği yaşam alanlarından yarattığı tabula rasa üzerinden yükselecek ve mekânın hafızasını, tarihini, kültürünü dozerleyerek yaratılacak bu hafızasız, tarihsiz, kimliksiz Yenişehir nasıl bir şehirdir? Küresel gidişata ve iktidarın adımlarına bakarak ilerlediğimizde karşımıza Akıllı Şehir, Ekolojik Şehir, Yeşil Şehir vb. adlar altında yeni bir şehir modeli çıkmaktadır. Kapitalizmin kendi yarattığı krizlere ve dünyayı sürüklediği tehditlere karşı, kendisinin yeniden üretimini ve “sürdürülebilirliğini” garantiye alan ve taktığı bu etiketlerle adeta dalga geçen bir yeni şehircilik akımı gezegeni virüs gibi sarmaktadır.

RASYONEL, DİJİTAL, TEKNOKRAT, AYRIMCI, DIŞLAYICI, DENETLEYİCİ, ELİTİST AMA AKILLI ŞEHİRLER

Akıllı Şehir, Türkiye’de, ciddi anlamda ilk kez, 2017 “Şehircilikte Yeni Vizyon” temalı Şehircilik Şurası’ndaki hedeflerden biri olarak geçer: “Akıllı ve yeşil şehir kavramlarının somutlaştırılması…9” 2018’de “100 Günlük Eylem Planı”nı açıklayan Bakan Kurum gerçekleştirecekleri 39 eylemin başında Kanal İstanbul’un geldiğini bildirip “Güney Kore yaptı, biz de İstanbul’a yakışır bir şehir kuracağız” diyerek Yenişehir projesi için 39 milyar dolarlık akıllı şehir Songdo’yu işaret eder.[10] 2019’da ilk “Ulusal Akıllı Şehirler Stratejisi ve Eylem Planı” açıklanarak 29 Aralık tarihli Resmi Gazete’de yayınlanır. Bakan Kurum, bu vesileyle Kanal’ın iki yakasına kurulacak akıllı şehirlerden tekrar bahseder. Kanal’ın her zikredilişinde artık akıllı şehir/ler vardır: “Kanal, hem çevreci, hem de akıllı şehirlerin kurulması ile Türkiye’ye çok büyük değer katacak dünyaca ünlü bir proje[11].” Kanal ile Yenişehir arasındaki simbiyotik ilişki böylece en yetkili ağızlardan tescil edilirken meselenin ulaşım, lojistik değil inşaat, emlak olduğu iyice belirginleşir.

Akıllı, Ekolojik, Yeşil vb. çağımızın “top trend” yaftaları altında bugün dünya üzerinde yüzlerce (gerçek anlamıyla yüzlerce!) yeni kent yoktan var edilmektedir. Gidişat “Tabula Rasa Kentleşme” olarak adlandırılsa da bu kentler uzayda inşa edilmediklerinden yerleştirilecekleri bir beyaz sayfa gereklidir. İşte bu beyaz sayfa ya denizlerde/okyanuslarda adalar yaratılarak -ve denizler kirletilip ekosistemler yok edilerek, balıkçılık katledilerek- ya var olan kentlerin kıyılarına dolgu kentler inşasıyla ya da çöllerdeki, kırsaldaki toplulukları yaşam alanlarından sürerek gerçekleşmektedir. Bugün 3. Havalimanı (Aerotropolis olup çevresine kendine ait kentler inşa edilecektir) ve Kanal bölgesinde de şahit olduğumuz üzere ekokırım, yerinden etme, sadece insanları değil yabanılından deniz canlılarına ve çöllerdekine kadar tüm canlıları kapsayan sürgün ve yok etme, bu projelere içkindir. Bu kentlerin akıllı olmalarını sağlayan akıllı teknolojiler ve yapay zeka ile ekolojik olmalarını sağlayan teknolojiler, çeşitli madenlere ve minerallere ihtiyaç duyduğundan bugün Küresel Güney’in, başta Afrika, Latin Amerika, Çin ve elbette Türkiye’nin ormanları, verimli toprakları madencilik şirketlerinin yağması altındadır. Kapitalizm için sürdürülebilirlik ne toplumsal ne ekolojiktir, ekonomiktir. Ucuz emek sömürüsü, özellikle Körfez ülkelerindeki otokrasilerde ve Çin’de gördüğümüz emekçi cinayetleri ve hak ihlalleri, cazip etiketlerinin ardındaki kandır! Star mimarlar, dünyaca ünlü mimarlık şirketleri eliyle yaratılan bu kentlerde amaç küresel yatırımcı ve girişimcileri çekmektir. Girişimci şehirciliğin şahikası olarak üst, üst orta gelir gruplarına, ülkede çalışan zengin yabancılara, buradan vatandaşlık almış Körfez zenginlerine yönelik dışarıya kapatılmış elitist yerleşimlerdir (enclave); dolayısıyla şehir tanımını hak etmemektedirler. Tamamen tepeden inme planlanan ve teknolojinin; bir kentin sosyal, kültürel, gündelik yaşamsal vb., tüm sorunlarını çözeceğini sanan, insan faktörünü ve toplumsalı göz ardı eden bu proje kentler, teknolojinin her derde deva olacağını reklamlarken çok tehlikeli olarak, ilerlemeye karşıt suçlamasıyla tüm muhalefeti kapatmakta ve teknolojiye dijital endüstrilere dayalı bir sistemin hegemonyasını dünya üzerine yaymaktadır. Öte yandan, kentin kamusal ve yarı kamusal alanlarında 7/24 yaşamın her veçhesi gözetim kontrol ve denetim altındadır. Songdo bu gözetim denetim kentinin en ileri örneğidir!

Songdo, Masdar, Iskandar-Forest City, NEOM, Duqm, Eco-Atlantic, Penang…Nijerya’dan Güney Kore’ye, Abu Dabi’den Malezya’ya, Umman’dan Suudi Arabistan’a… kentle ilgisi olmayan gayri insani, gayri adil, ayrımcı, dışlayıcı, elitist yüzlerce yapılı çevre projesinden biri olarak planlanmaktadır Yenişehir !

Kaynak: BİRGün Gazetesi

Dipnotlar: 

1https://tr.sputniknews.com/turkiye/202104051044198873-cumhurbaskani-erdogan-aciklamalarda-bulunuyor/https://tr.sputniknews.com/turkiye/202104051044198873-cumhurbaskani-erdogan-aciklamalarda-bulunuyor/

2https://www.gazeteduvar.com.tr/murat-kurum-bildiriyi-kanal-istanbula-bagladi-simdi-daha-cok-inaniyoruz-haber-1518242

3https://tr.sputniknews.com/turkiye/202104051044198873-cumhurbaskani-erdogan-aciklamalarda-bulunuyor/

4age.

5https://twitter.com/murat_kurum/status/1378759724825468928/photo/1

6https://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/cilgin-proje-cilgin-prim-40711036

7SED-EK 36, 2019, s.189.

8https://www.evrensel.net/haber/396032/havalimani-ile-leyleklere-hasret-kaldik-kanal-istanbulla-daha-beteri-olacak

9“Özgün, Akıllı ve Yeşil Şehirler” ; Bülten, ÇŞB: Ocak 2018.

10“Kanal İstanbul ülkemize değer katacak”; Çevre ve Şehir , Sayı 1;ÇŞB: Kasım 2018

11https://www.takvim.com.tr/guncel/2021/04/02/ulastirma-ve-altyapi-bakani-karaismailoglundan-flas-kanal-istanbul-aciklamasi-710-milyar-dolarlik-ticaret-hacmi-var/4