“Gerçekleri gizlemeyin, bu suça ortak olmayın”

Halkevleri, Kanal İstanbul Projesi’ne karşı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından verilen Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu Raporu’nun iptal edilmesi ve yürütmenin durdurulması talebiyle dava açtı. Davada bilirkişi heyetine yapılan itiraz reddedildi. İtirazın reddedilmesinin ardından heyetten çekilme kararı alan 5 bilirkişinin yerine yeni bilirkişiler atandı.

Halkevleri yaptığı yazılı açıklamada, heyette bulunanlara yönelik, “Bu suça ortak olmama ve Kanal İstanbul gerçeklerini gizlememe” çağrısı yapan Halkevleri, “Salgın hastalık krizinin her gün yüzlerce ölüme neden olduğu, halkın sağlıklı, güvenceli ve insanca yaşama hakkının gasp edildiği bugünlerde kanal projesinin tamamen iptal edildiğinin bir an önce açıklanması ve bu projeye ayrılan kaynağın salgınla mücadelede kullanılması gerekmektedir” açıklamasında bulundu.

Halkevleri’nden bilirkişilerin yenilenmesine ilişkin yapılan açıklama şöyle oldu:

Son günlerde yeniden “inadına yapacağız” denilerek gündem olan rant kanalı projesinin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından verilen Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu Raporu’nun iptal edilmesi ve yürütmenin durdurulması talebiyle 13 Şubat 2020 tarihinde açtığımız davada bilirkişi heyetine yaptığımız itiraz reddedildi. Ancak heyetten çekilme kararı alan 5 bilirkişinin çekilme kararları kabul edilip yerlerine yeni bilirkişiler atandı.

Daha önce bilirkişi heyetinden bazı isimlerin baskı ve tehdit nedeniyle heyetten çekilme talebinde bulunduğu basında yer almıştı. Hiçbir bilimsel temeli olmayan ve üç beş şirkete rant alanı açmaktan başka hiçbir amacı bulunmayan bu projenin bilirkişi heyetinde daha en başından böyle sorunların yaşanmasına şaşırmıyoruz. Heyette bulunanlara da bu suça ortak olmama, “Kanal İstanbul” gerçeklerini gizlememe çağrısı yapıyoruz.

Salgın hastalık krizinin her gün yüzlerce ölüme neden olduğu, halkın sağlıklı, güvenceli ve insanca yaşama hakkının gasp edildiği bugünlerde kanal projesinin tamamen iptal edildiğinin bir an önce açıklanması ve bu projeye ayrılan kaynağın salgınla mücadelede kullanılması gerekmektedir.

Arazi el değiştirmeleriyle, emlak satışlarıyla, hazine garantileriyle ülke kaynaklarının rant sermayesine aktarılmasını, deprem riskiyle burun buruna olan İstanbul’a “Yenişehir” yapılmasını kabul etmiyoruz. Askıya çıkarılan kanal ve Yenişehir imar planlara itiraz ediyoruz ve herkesi bu itirazları çoğaltmaya çağırıyoruz.

İklim krizi karşısında coğrafyamızı daha güçsüz düşürecek, İstanbul’un su havzalarını, tarım alanlarını, Kuzey Ormanları’nı, doğal, tarihi ve kültüler varlıklarını yok edecek bu projeye karşı hem davamızın takipçisi olmaya hem de sokakta mücadele etmeye devam edeceğiz.

kaynak: sendika.org