Ekoloji Birliği: Paris Antlaşması’nı onaylarken siyasi iktidar ne kadar samimi?

Ekoloji Birliği, bir açıklama yaparak “Paris Antlaşması’nı onaylarken siyasi iktidar ne kadar samimi? 2015’te BM’de kabul edilen bu antlaşmayı Türkiye neden üzerinden yaklaşık 5,5 yıl geçtikten sonra ve aniden Meclis’te onayladı?” sorusunu yöneltti.

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Birleşmiş Milletlerin (BM) 76. Genel Kurulu görüşmelerinde, 5 yıldır onaylanmayan Paris İklim Anlaşması’nı önümüzdeki ay TBMM’nin onayına sunmayı planladıklarını duyurmasının ardından ekoloji örgütleri de sürece ilişkin gözlemlerini kamuoyuna duyurarak iktidarın iklimle krizi ile mücadeledeki samimiyetini sorgulamaya başladılar.

Türkiye, 2015’te anlaşmayı imzalayan 197 ülkeden biriydi. Ancak anlaşmanın yürürlüğe girdiği 2016’dan bu yana Eritre, İran, Irak, Libya, Yemen ile birlikte onaylama sürecini tamamlamayan ülkeler arasında yer aldı. Ayrıca Türkiye, Paris Anlaşması’nı onaylamayan tek G20 ülkesiydi. Son olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamasının ardından Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum da Twitter hesabından ekim ayı içerisinde anlaşmayı Meclis’e sunacaklarını yazmasının sonrasında Paris Anlaşması’nın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulunda kabul edildi.

Türkiye’nin Paris İklim Anlaşmasını nihayet onaylamasının ne anlama geldiğini, bundan sonrası için atması gerekeceği adımları ise ayrıca tartışma konusu olmaya devam ediyor. Bugüne kadar Türkiye’nin anlaşmaya sıcak bakmaması ve dünyada onaylamayan 6 ülkeden biri ve tek G20 ülkesi halinde bırakılmasına neden olan tutumu nedeniyle siyasi iktidarın samimiyeti ve inanırlığı halen şüphe konusu. Gelişmeler üzerine bir açıklama yapan Ekoloji Birliği de bu nedenle “Paris Antlaşması’nı onaylarken siyasi iktidar ne kadar samimi? 2015’te BM’de kabul edilen bu antlaşmayı Türkiye neden üzerinden yaklaşık 5,5 yıl geçtikten sonra ve aniden Meclis’te onayladı?” sorusunu yöneltti. Ekoloji Birliği, Paris Anlaşması’nın TBMM Genel Kurulu’ndan geçip yürürlüğe girmesiyle ilgili açıklamasında, “İklim krizine yol açan her türlü ekolojik yıkıma karşı mücadele etmeye devam edeceğiz” vurgulamasında da bulundu.

Ekoloji Birliği’nin konuyla ilgili yaptığı açıklaması şöyle:

Cumhurbaşkanı’nın hükümeti Paris Anlaşması’nı neden aniden keşfetti!
2015’te BM’de kabul edilen bu antlaşmayı Türkiye neden üzerinden yaklaşık 5,5 yıl geçtikten sonra ve aniden Meclis’te onayladı? “Aniden” imzalama süreci Türkiye’deki demokrasi sorununu bir kez daha gündeme getiriyor.
Şimdilik demokrasi sorununu başka zaman yeniden dile getirmek üzere, iktidara soruyoruz: Ülkenin dört bir yanında yıkım ve talan projelerini sürdürürken, niçin bugün Paris Antlaşması’nı meclisten hızlıca geçirdiniz? Bugün artık ihtiyaçların çok gerisinde kalan Paris Anlaşması’nı hangi nedenlerle imzaladınız? Bu girişiminizde ne kadar samimisiniz?

Siyasi iktidarın bu hamlesinin arka planını iyi anlamalıyız.
Samimi iseler ekolojik yıkım projelerinden vazgeçilsin

Türkiye’deki siyasal iktidar göreve geldiğinden bu yana doğamızı yakarak, yıkarak, kazarak ve anayasal haklarını kullanan ekoloji savunucularını öldürerek, döverek ya da tutuklayarak “kalkınma” ve “büyüme” gerekçesiyle ekosisteme yönelik saldırılarını sürdürmekte. Bu konuda niyetinden hiç geri duracağa da benzemiyor. İklim değişikliğine ve iklim krizine yol açan bu tür yatırımlarla ilgili hâlâ geleceğe dönük projeleri var. Hâlâ termik santrallar yapmaya, maden alanları açmaya, İstanbul’a kanal yapmaya çalışıyor. Tüm bu yıkım projelerini sürdürürken de Paris Anlaşmasını imzalıyor. Paris Anlaşması uluslararası anlamda çok da bağlayıcı değil ve takipçisi yok. Bu takibi ekoloji örgütleri ve emek ve demokrasi örgütleri getirmeye çalışıyor. Bu nedenle, yalan söylemekte bir sakınca yok!

Paris Anlaşması 3 milyar Euro için imzalandı

İktidarın Anlaşmayı imzalamasının nedenlerinden birisi, artık uluslararası camiada Anlaşmayı onaylamayan 6 ülkeden birisi olarak itibar kaybediyor olması. Esas nedeni ise, finansman ayağı. Türkiye sözde yeşil ekonomi finansmanı için verilmesi taahhüt edilen 3 milyar euro’nun peşine düşmüştür. Bugünkü parasal sıkışıklık içinde 3 milyar için her şey yapılabilir. Alınacak olan paranın takibi de yapılmayacağı için, bu para bütçe üzerinden her türlü yıkım projesinde kullanılabilir.
Cumhurbaşkanlığı Meclisi’nden geçen yasa, genel bütçeye 3 milyar katkı sözleşmesidir ve bu nedenle kabul edilmiştir. Biz biliyoruz ki, iktidarın iklim krizinin önlenmesine yönelik hiçbir samimi politikası yoktur.
Diğer ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de, yine iş bizlerin omuzundadır. İklim krizine yol açan her türlü ekolojik yıkıma karşı mücadele etmeye devam edeceğiz!

İKLİMİ DEĞİL, SİSTEMİ DEĞİŞTİR!

kaynak: Ekoloji Birliği